Dünyanın Hükümdarlığı Tahtında Oturmak...

Yazdır

Our professional writers provide you the supreme quality Phd Thesis Spine. Also offer instant online help 24/7 at cheap price KÜÇÜK ASYA DERGİSİ

2006

Custom Public Speaking Assignment: reasons to hire one. Not so long ago, people believed that only lazy students would pay for a custom case study research. Dünyanın Hükümdarlığı

Order your thesis or dissertation from the Doctoral Dissertation Assistance Agreement Form on the market. And not only that you can now enjoy 20% OFF on first order! Tahtında Oturmak...

Ahmet TÜZÜN

Eliyle Topkapı Sarayı’nı işaret ederek konuştu:

“Bir zamanlar dünyanın Pentagonu burasıydı. Biz, yüzyıllarca adaletle yönettik kıtaları. Hükümranlığımız altındaki topraklarda zulmü barındırmadık. Gittiğimiz yere bereket götürdük, sömürmedik. Şimdiki Küresel Güç’ün girdiği her yerde gözyaşı, zulüm ve ölüm var. İnsanlık Osmanlı’nın  ihtişamını, adaletini arıyor. Bu arayış er-geç karşılığını bulacaktır...”

Karşısındaki zenci kadın, kendisine tercüme edilen sözleri büyük bir dikkatle dinliyor, başını sallıyor, tebessüm etmeye çalışıyordu. Washington’daki Büyük Şef ve First Lady Topkapı Sarayı’nda ağırlanacaktı. Hazırlıklar günler öncesinden başlamıştı.

Hizmetleri karşısında ne istediklerini sordu.

Aldığı cevap yine mânidardı:

“Biz, sizin hiçbir şeyinizi istemiyoruz.  Sizden zenginiz! Sizin paranızı, yardımınızı alan, sizin şarkınızı söyler... Buraya gelin; misafirimiz olun, yeyin, için ve gidin.”

Zenci kadının siyah yüzü alı al moru mor olmuştu.

Yine tebessüm etmeye çalıştı.

Sonra tercümanı ve gorilleriyle beraber, geldiği gibi gitti.

Ayyıldızlı dev bayrak, ağaçların arasından Boğaz’a doğru nazlı bir gelin gibi dalgalanıyordu.

Kimsenin veremediği cevabı vermek, içini rahatlatmıştı...

Topkapı Sarayı’na bir daha gururla baktı. Başı iyice dikildi. Gülhane’nin asırlık ağaçları yapraklarıyla O’nu alkışlar gibiydi.

“Amerika bundan ikiyüzelli sene önce yoktu, ikiyüzelli sene sonra da olmayacak. Ama Türk milleti bundan en az beş bin sene önce vardı, ve bundan beş bin sene sonra da var olmaya devam edecek!...” diye söylendi.

Bu ülke hâlâ ayakta duruyorsa, bu millet hâlâ adını duyuruyorsa, işte böyle isimsiz kahramanlarının sayesindeydi.

Az önce muhatap olduğu zenci kadın, Amerikan Başkonsolosluğu’na doğru yol alırken; ne o ne de kendisi, gelecek ayların neler getireceğini bilmiyordu.

İsimsiz kahramanımızın, Topkapı Sarayı’nın arka bahçesinde Gülhane’de İstanbul Boğazı’na karşı muhatap olduğu zenci kadının ismi Condoleezza Rice idi...

Ve çok geçmeden, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı olacaktı...

000

Bu memleketin; bu cevapları verecek isimsiz kahramanları, “ilk kurşun”u atacak yiğitleri her zaman olacaktır.

Ancak, ülkemizin şimdi ihtiyaç duyduğu asıl şey;    

“Ben memleketin ateşli külü üzerine oturdum. Saltanat tahtının kuştüyü minderleri üzerine oturmadım” diyerek, yukarıdaki cevabı verecek liderdir!

Nerede, o okkalı yüreğe sahip lider? Ve liderler?..

000

“Dünyanın hükümdarlığı koltuğuna oturmak...”

Bu, yeryüzündeki birçok millet için yabancı bir misyon. Ama, Türk milletinin kader çizgisi...

Zamanında oturduğumuz koltuğu tekrar geri almak, büyük bir iddia. Ve ancak büyük milletlere yaraşır bir hedef!

Türk milletinin özündeki cevher, bu hedefe yürüyecek ve ulaşacak değerde.

Ne kadar kabuğumuza çekilsek de, imparatorluğumuzun tabii sınırları bizi kendisine çekiyor. 

Bunu sadece biz söylemiyoruz, bize dışarıdan bakan gözler de görüyor.

Yusuf İslam’ın, Türkiye’yi ziyaretlerinden birinde söyledikleri, bizi teyid eder nitelikte:

“...Türkiye’yi görünce gururlandım. Çünkü Türk halkının İslam’ın gelişmesine yaptığı katkıyla elde ettiği gücü gördüm. Bu arada bu gücün son derece manasız çabalar için terk edilmeye başlandığını gördüğüm için üzüldüm. Şimdi Türkiye, Avrupa Topluluğu’na girmek için çabalıyor. Bu ne kadar onur kırıcı bir şey... Oysa Türkiye bir zamanlar dünyanın hükümdarlığı koltuğunda oturan bir ülkeydi. Şimdi o dünyaya arka kapıdan girmeye çalışıyor. Türk halkının bir kimlik krizi yaşadığını sanıyorum. Bence Türk toplumu doğal olarak güçlü ve gelişmeye açık bir toplum. Ama gelişmesi; bu gücü kazandıran temel değerlere, başta da İslam’a sıkı sıkıya sarılmasından geçiyor.”

000

Amerikan mandacılarının sesi şimdilerde daha çok çıkıyor gibi görünse de, “Âvâzeyi âleme Dâvut gibi salan” Türk milletinin gür sesi, gün gelecek tüm cihanda yankılanacaktır.

“Âşıka Bağdat sorulmaz

Ufukları aşar gider

Ümit yolcusu yorulmaz

Baht izinde koşar gider”

 

 

bykama

Tuesday the 23rd. Mustafa Aris
Template by QualityJoomlaTemplates