Kardelen

Yazdır

 

Custom http://aliceofwonderland.com/personal-statement-business/: reasons to hire one. Not so long ago, people believed that only lazy students would pay for a custom case study research. Kardelen

Looking for Essay http://embutidoselpipi.com/?how-to-write-an-admission-essay-9gag? Our competent essay writers offer essay help that remove your all worries. Get discount on all orders!  Ahmet TÜZÜN  

 

“Sen gittin ya Kardelen
Dağ gibi bir sevdayı arkanda bırakıp
…Sen gittin ya Kardelen
İnan şimdi gönül yurdumda
Ne kar var ne de karları delen”

masters thesis education follow url buying a dissertation harvard writing essay for scholarship application contests O bizim kardelenimizdi. Zorlu ve karlı kış günlerinin kardeleniydi o. Zirvelerde açan, buz kesen soğuklara dayanan, baharı müjdeleyen kardelen… Hercâi menekşelik yakışmazdı ona… Hep kardelenler yetiştirdi ve en son, yurdumuzun zirvelerindeki kardelenleri kanıyla sulayarak gitti.

“Dile gel kardelen, dile gel hele
Dostluklar bâkidir, ölmez kardelen.

Ancak sen anlarsın benim derdimi
Kimseler halimi bilmez kardelen.

Yollarda yolsuzlar yolumu bekler
Yitsem buralarda olmaz kardelen.

Gizlice ağlaşır düşüncelerim
Kimsesiz sokaklar almaz kardelen.”

…O, gençliğimizin çelikleşmiş iradesi, efsanevi gençlik lideri, Ocağımızın sönmeyen ateşiydi. 70’li yıllarda Ankara Arı Sineması’nda yaptığımız, Türkiye geneli istişâri toplantılarda kürsüye gelişi, memleket meselelerini ve çarelerini dile getirişi, gençliğe hedef gösterişi görülmeye değerdi. Akranlarımız “bâde içip güzel severken” biz Türkiye’ye sevdalanmıştık; imanımızla, ihlâsımızla, inancımızla…

O günlerde, bir Alman televizyon ekibinin kendisiyle yaptığı röportajda, “bu kadar genç yaşta, böyle büyük bir gençlik kitlesine nasıl başkanlık yapıyor, nasıl yönetiyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap mânidardı: “Benim ecdadım Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethedip çağ değiştirdiğinde, 21 yaşındaydı. Biz de şanlı atalarımızın izinden giderek, Türkiye’yi çağlar üzerinden sıçratma ülküsünü yüreğimizde taşıyoruz!”

İşte böyle… 70’li yıllarda bir “Muhsin Başkanımız” vardı bizim ki; onun verdiği cesaret, aşıladığı özgüven ve kararlılıkla yürüyorduk karanlıkların üstüne, elimizde ülkü meşalesiyle… O meşalelerin bütün ülkeyi aydınlatacağına ve sınırları aşacağına inanmıştık.

Sonra 80’li yıllar başladı, geçmişi aratan zorluklarla... Kardelenler karanlıklara atıldı. Kardelenlik kolay değildi… Buza, karakışa, zulme inat yaşamak, ayakta kalmak... Yorgun, bezgin savrulduk yurdumuzun dörtbir yanına. O en sağlamımızdı. Yaraları sardı, kervânı hazırladı; “Sizi Bir Büyük Birliğe davet ediyorum” diyerek… Hep ayrılıkların körüklendiği, kardeş kavgalarının tezgâhlandığı bu coğrafyada; her türlü emperyalizme karşı dik duruyordu Muhsin Başkan. Ve her türlü değerin ayağa düştüğü bir ortamda, bir pırlanta gibi ışıldıyordu. Eğer kabul etseydi, çok farklı mevkilerde, makamlarda olabilirdi. Hepsini elinin tersiyle itti. Anadolu insanını ve toprağını kucakladı. Son Başbuğ’dan sonra Son Başkan da gitti. Nur içinde yatsın…

”Sen gittin ya kardelen
Çalmaz oldu kapımı
Ne bir dost ne bir seven…
Seni hep aynı yerde bekliyorum
Kar beyaz sevdam kardelen
Gönlümü hep kara kışlara çelen…”


TÜRKİYE GAZETESİ

2009



bykama

Tuesday the 23rd. Mustafa Aris
Template by QualityJoomlaTemplates